Balkanların Gözbebeği: MOSTAR / Ayşegül Şenışık
A A A

Ayşe Kulin’in Sevdalinka romanını okuduktan hemen sonra Balkanları gezip çok güzel anılar biriktirdik ve harika hikayelerimiz oldu… Özellikle de Mostar…

Ev, araba, para biriktirmek yerine anı biriktirmeyi tercih edenlerdenim, çok şükür. Daha önce de söylemiştim; Dünyanın her yerinde hikayem olsun istiyorum. Ayşe Kulin’in Sevdalinka romanını okuduktan hemen sonra Balkanları gezip çok güzel anılar biriktirdik  ve  harika hikayelerimiz oldu…  Özellikle de Mostar… Yemyeşil bir doğa, zümrüt yeşili bir nehir ve iki yakayı birbirine bağlayan nefis bir köprü….

Mostar Köprüsü Bosna Hersek’de Mostar şehrinde, Neretva ırmağının iki yakasını birleştiren, 1566 yılında Mimar Hayreddin tarafından yapılmış ve 1993 yılında bir Hırvat topçusu tarafından yıkılana kadar ayakta kalmış muhteşem bir köprüdür. 2004 yılında Türkiye’nin katkılarıyla restore edilmiş ve hizmete yeniden açılmıştır. Şehrin erkekleri evlenmeden önce cesaretlerini göstermek için bu köprüden atlarlarmış. Böyle güzel de bir gelenekleri var.

Köprünün her iki tarafında da çok güzel sokaklar, evler,  kafeler ve hediyelikçiler bulabilirsiniz… Yemekler yenip, kahveler içilebilir.

Vaktiniz olursa da mutlaka Neretvanın kollarından biri olan Buna nehrinin doğduğu yere, kaynağına gitmelisiniz. Orda da şahane bir Nakşi tekkesi olan Alperenler tekkesi orijinal adı ile Blagay tekkesini göreceksiniz…  Alperenler tekkesi 600 yıl önce Anadolu’dan gelen dervişler tarafından kurulmuş, Yugoslavya zamanında kapatılmış ancak Bosna hersek bağımsızlığını ilan ettikten sonra tekrar açılmış ve faaliyete başlamış çok şirin bir tekke… Orada çevreyi ve suyun akışını seyretmek olağanüstü güzel bir deneyim gerçekten… Zaten tekkenin konumu da mükemmel…

Balkanlar turu boyunca anlamadığım, bu güzelim memleketi neden parçaladılar. Onca insana niçin eziyet ettiler, tabii ki her yerde savaşın izlerini görmek mümkün, insanın içi burkuluyor…

Her yer birbirinden güzel ve doğa harikası…

Gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum…

 

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın…

 

Ayşegül Şenışık