48 Saatte HONG KONG / Serkan Kılıç
A A A

Tek Ülke, İki Sistem Bir Temmuz 1997 tarihine kadar Britanya krallığının sömürgesiyken, bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özel yönetim bölgesi olmuş Hong Kong'u geziyoruz:

Denizin üzerine, yapay bir adaya inşaa edilmiş Chek Lap Kok havaalanına indiğinizde hissedersiniz gelişmişliği. İner inmez bir giriş formu doldurmanız lazım. Bu formu pasaport kontrolündeki görevliye veriyorsunuz, görevli damgalayıp bir parçasını size geri veriyor. Bu formu seyahatinizin sonuna kadar saklayın lütfen, ülkeden çıkışta ihtiyacınız olacak.

Yakın geçmişte Birleşik Krallığın hakimiyetinde yıllar geçirmiş olan şehir, sahip olduğu olanaklarla komşu ülkelerden ve şehirlerden ayrılıyor. Toplam 263 tane adadan oluşuyor, bunlardan Lantau ve Hong Kong adaları içlerinden en büyüğü. Adını çok duyduğunuz ve Hong Kong’un kalbi diyebileceğimiz Kowloon ise anakara aslında. Havalimanından Kowloon’a gelmek yaklaşık 1 saatinizi alabilir. Havalimanı şehir arası çalışan hızlı trenler mevcut.

8 milyonluk şehirin en büyük merkezlerinden birisidir Kowloon. Kowloon’dan hemen güneydeki Hong Kong’a geçis çok kolay. Gece yarılarına kadar çalışan metro sistemi, hiç durmayan otobüs ağı ve tabiki ünlü Star ferry. Bizim İstanbul şehir hatlarına benzer vapurlar sizi ada ile anakara arasında 30 dakikada bir taşıyor.

 

Nereleri gezmek lazım?

 

İlk kez ziyaret edenler için başlangıç noktanız Hong Kong adasındaki Austin tepesi olmalıdır. Yerel halkın koyduğu isim ise “the peak”. 552 metre yüksekliğe sahip olan bu tepe, tüm şehri görebileceğiniz nadir ve güzel yerlerden biri. Buraya çıkan bir tramvayda mevcut. Tramvay az yoğun dönemlerde bakıma gorebiliyor, gitmeden önce lütfen kontrol edin. Tepede birşeyler atıştırabileceğiniz bir cafe, hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar mevcut.

Kowloon ile Hong Kong adası arasında bulunan Hong Kong körfezi, özellikle akşam yapılan tekne turlarının merkezi konumunda. Burada açık büfe olarak alabileceğiniz akşam yemeği eşliğinde tüm körfezi gezebilirsiniz. Tekneler, ay ışığı altında Hong Kong’un muhteşem manzaralarını gösterir. Yemekli bir tekne gezisinin maliyeti 80 ile 100 USD arasında değişmekte.

 

Hong Kong’un Pandaları; Bu dev ve sevimli ayılardan dünyada sadece 1864 adet var. Bunlardan iki tanesi Hong Kong’ta bulunmakta. Eğer yarım günüzü ayıracak olursanız Hong Kong adasında bulunan Ocean Parktaki pandaları görebilirsiniz. Okyanus parkı, içinde 30bin çesit deniz canlısınında bulunduğu bir akvaryumu barındıran muazzam bir park. Dünyanın en uzun yürüyen merdivenlerininde bulunduğu park Hong Kong’a ilk kez geliyorsanız kesinlikle yapmanız gereken aktivitelerden birisi. Dönemsel olarak giriş fiyatları değişiyor parkta, bazı yoğun dönemlerde 100 US dolara kadar çıkabiliyor.

 

Macau Adası

Sabah kalktınız, hiç vakit kaybetmeden tekne ile 1 saat süren Macau’ya gidin. Marmara denizinde çalışan deniz otobüslerinden biraz daha büyük olan hızlı feribotlarla ulaşabiliyorsunuz adaya. Önceden bilet almaz iseniz çok yüksek ücretler ödeyebiliyorsunuz, feribot biletlerini alırken gidiş dönüş olacak şekilde isterseniz daha uyguna gelebilir. Macau çok ilginç bir yer. Yüzlerce yıl, bir Portekiz kolonisi olmuş. Şu günlerde dünyanın  en büyük kumar merkezi olarak biliniyor. Evet evet, Las Vegas’tan daha büyük. Portekiz’liler ilk 1600’lü yıllarda ticaret için gelmişler buraya. Portekiz’lilerden kalma bir çok eser hala ayakta.17. yüzyıldan kalma ünlü St. Paul kilisesi, Senado meydanı bunlardan sadece bir kaçı. 1488 yılında, Çin deniz tanrıçası Mazu için yapılmış A-MA tapınağına kesinlikle uğramanızı tavsiye ederim. Dilerseniz 1 gece kalıp, eğlenebileceğiniz, şovlar seyredip kumar oynayabileceğiniz bir çok lüks otel mevcut Macau’da.

 


Gitmeden Önce…

Klima, heryerde klima… Hava çok mu soğuk? Hava çok mu sıcak? Klimalar 24 saat çalışıyor. Yanınızda ince bir ceket, hırka veya bir şal bulunsun. Yoksa klimalardan üşür durursunuz.

AVM, hemen hemen her otelin altında, yanında, arkasında, önünde bir alışveriş merkezi bulunuyor. Evde bir şey mi unuttunuz? Son dakikada bir şeye mi ihtiyacınız oldu? Hiç paniklemeyin, girdiğiniz alışveriş merkezinde yoksa, yanındakinde kesin vardır. Bu arada Hong Kong, Çin halk cumhuriyeti gibi değil, hiç bir yerde pazarlık yapamazsınız.

Wifi var mı? Kablosuz internet artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda. Hong Kong’da heryerde kablosuz internet var. Oteller, dükkanlar, avmler, neresi aklınıza gelirse. Çin’deki gibi internette sansürde yok.

Yemek sorun, aç kalacağız… Hayır, kesinlikle hayır. Öncelikle şunu belirteyim, hijyen çok önemli. Heryer gerçekten çok temiz.  Şehirde her türlü restoranı ve yemeği bulabilirsiniz. Ama hazır uzak doğuya gitmişken  yemeklerinin de tadına bakın derim. Uzakdoğuda yemeğin yanında genellikle sıcak yeşil çay içiliyor. Wok denilen, derin sac tavalarda hazırlanan yemekler, pirinç pilavıyla veya noodle ile servis ediliyor. 

Kredi kartı her yerde kullanılıyor, euro veya Amerikan dolarlarınızı döviz bürolarında kolayca Hong Kong dolarına çevirebilirsiniz.

Hong Kong’a ilk kez geliyorsanız, sadece bir kaç gününüz varsa, havayollarının verdiği stopover imkanını kullanıyorsanız yukarda yazdığım kısa bilgiler işinize yarar diye düşünüyorum.İlerleyen zamanlarda Hong Kong ile ilgili daha detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum.

Şimdiden iyi gezmeler.